gototopgototop

Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin

Sbs Tercih Robotu

SOSYAL BİLGİLER TV 2010

Arama

Åžehitler

H A B E R L E R

Click on the slide!

KPSS'DE KOPYA SORUŞTURMASI DERİNLEŞİYOR...

Click on the slide!

İLKÖÄžRETİMDE HAFTALIK DERS SAATLERİ AZALTILDI. ÖÄžRENCİLER ÇOK SEVİNECEK....

Click on the slide!

MEB  30 BİN ÖÄžRETMEN ATAMASINI ERTELEDİ...

Click on the slide!

Sbs Kaldırıldı

SBS 6.VE 7.SINIFLARDA KALDIRILDI...

Click on the slide!

Ebubekir Durdu Suriye

EBUBEKİR DURDU'NUN KALEMİNDEN "SURİYE" GEZİ YAZISI...

Click on the slide!

batı karadeniz gezi

Ebubekir Durdu  Batı Karadeniz Gezisi

Click on the slide!

140 TL'Sİ OLMAYAN ÇANAKKALE'YE GİREMEYECEK...

Click on the slide!

http://sosyalbilgiler.tv/tr/galeri/3d-surye-gezs.html

13 Haziran Pazar Günü Bahar ÅženliÄŸi Ve ÖÄŸretmen PikniÄŸi Yapıldı

Click on the slide!

Suriye Gezisi Yapıldı

19 -23 MAYIS ARASINDA SURİYE GEZİSİ YAPILDI..

Frontpage Slideshow (version 2.0.0) - Copyright © 2006-2008 by JoomlaWorks

Son Aktiviteler

Güncel Haberler

Duyuru

Suriyeden.....

Son Eklenen VİDEOLAR

0:03:23
Eklendi: 2009-03-09
TARAFINDAN: admin
Gösterim Sayısı: 245
Rated 0 of 5Rated 0 of 5Rated 0 of 5Rated 0 of 5Rated 0 of 5
0:11:34
Eklendi: 2009-07-09
TARAFINDAN: serkan
Gösterim Sayısı: 247
Rated 0 of 5Rated 0 of 5Rated 0 of 5Rated 0 of 5Rated 0 of 5
0:11:38
Eklendi: 2010-04-24
TARAFINDAN: serkan
Gösterim Sayısı: 263
Rated 0 of 5Rated 0 of 5Rated 0 of 5Rated 0 of 5Rated 0 of 5
0:04:39
Eklendi: 2010-05-14
TARAFINDAN: admin
Gösterim Sayısı: 289
Rated 0 of 5Rated 0 of 5Rated 0 of 5Rated 0 of 5Rated 0 of 5

Bir Yudum Hikaye

ÇATLAK KOVA

ÇATLAK KOVA

Hindistan’da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış. SaÄŸlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaÅŸan uzun yolu dolu  olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaÅŸtırabilirmiÅŸ. Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiÅŸ. Sucu her seferinde patronunun evine sadece 1,5 kova su götürebilirmiÅŸ. SaÄŸlam kova baÅŸarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan dolayı utanç duyuyormuÅŸ. İki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiÅŸ.

“Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum.”

“Neden?.” Diye sormuÅŸ sucu. “Niye utanç duyuyorsun?” Kova cevap vermiÅŸ.

“Çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için taşıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum. Benim  kusurumdan  dolayı sen bu kadar  çalışmana  raÄŸmen emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun.” Sucu ÅŸöyle demiÅŸ:

“Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri farketmeni istiyorum.” Gerçekten de tepeyi tırmanırken çatlak kova patikanını bir yanındaki yabani çiçekleri ısıtan güneÅŸi görmüÅŸ. Fakat yolun sonunda yine suyununu yarısını kaybettiÄŸi için kendini kötü hissetmiÅŸ ve yine sucudan özür dilemiÅŸ. Sucu kovaya sormuÅŸ:

“Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduÄŸunu ve diÄŸer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını fark ettin mi?... Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır. Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın. İki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp onlarla patronumun sofrasını süsleyebildim. Sen böyle olmasaydın, o evinde bu güzellikleri yaÅŸayamayacaktı.”

Hepimizin kendimize özgü kusurları vardır. Hepimiz aslında çatlak kovalarız. Tanrı’nın büyük planında hiçbir ÅŸey ziyan edilmez. Kusurlarınızdan korkmayın. Onları sahiplenin. Kusurlarınızda gerçek gücünüzü bulduÄŸunuzu bilirseniz eÄŸer, siz de güzelliklere sebep olabilirsiniz.

 

BEDELİ CANAKKALEDE ODENDİ

                                BEDELİ CANAKKALEDE ODENDİ

            Askerlik vazifesi yaparken vatan uÄŸrunda ÅŸehadet mertebesine ermek veya gazi olmak her Türk için tabii bir ÅŸeydir. Ancak bu 45 ÅŸehit ve 150 gazinin durumu baÅŸkadır. Zira bunların istisnasız hepsi (1909 ve 1914 Askeri Mükellefiyet Kanunu gereÄŸince) askerlik vazifesinden ya muaf ya da maksureli ( tecilli) tutulmuÅŸ gençlerdir. Bu iki kanun sultani mektepleri talebe ve mezunları askerlik vazifesinden “ maksureli” ettiÄŸi gibi, Balkan Harbi sırasında mer’i olan 1909 kanunu da üstelik bütün İstanbul halkını askerlik vazifesinden azade kılmaktadır. bu ÅŸehit ve gazilerin hepsi 17-22 yaşındayken ve bir kısmı henüz mektebin lise ve orta kısmında, bir kısmıysa mezun ve İstanbul Darülfünunu veya Avrupa üniversitelerinde tahsildeyken, birbirleriyle yarış edercesine askerlik ÅŸubelerine koÅŸmuÅŸlar ve gönüllü olarak askere yazılmışlardı. Hatta içlerinden Irak Cephesi’nde ÅŸehit düÅŸen 646 Celal İbrahim seferberliÄŸin ilanıyla beraber geceden gidip askerlik ÅŸubesinin kapısında sabahlamış ve “1 Numaralı Gönüllü” yazılmak ÅŸerefini elde emiÅŸtir.

            Galatasaraylıların bu ÅŸüheda menkıbeleri arasında dünyada eÅŸi bulunamayan bir tanesini (Mehmet Muzaffer’in Destanını) Gazeteci Ziyad Ebuzziya ÅŸöyle dile getiriyor:

****

            Üç aylık bir talimden sonra Mehmet Muzaffer “zabit namzedi” olarak Çanakkale’de idi. ( Mart 1916) müttefik İngiliz ve Fransız kuvvetleri, Çanakkale’ de uÄŸradıkları maÄŸlubiyetlerden ve verdikleri yüzellibin zayiattan sonra BoÄŸaz’ı aÅŸamayacaklarını anlamışlar, 1915’in son haftasıyla 1916’nın ilk haftasında bütün hatları tahliye edip çıkıp gitmiÅŸlerdi.
            Galatasaray Lisesi öÄŸrencisi iken gönüllü Çanakkale cephesine giden zabit (subay) adayı Mehmet Muzaffer Bey'in alayının otomobillerine lastik satın almak için bir gecede (1916 yılı baharı) yaptığı sahte 100 liranın ön yüzü. Paranın altında "bedeli Çanakkale'de altın olarak ödenecektir" yazılıdır. TeÄŸmenliÄŸe yükselen bu vatanseverimiz, 1917 yılında Gazze'de ÅŸehit düÅŸmüÅŸtür.

            Muzaffer Çanakkale’ye vardığında harp durmuÅŸtu. Zaman zaman İmroz ve Bozcaada’da üslenmiÅŸ düÅŸman gemileri ve uçakları bombardımanda bulunuyorlarsa da 1915 Nisan’ın da Aralık sonuna kadar sekiz ay süren kanlı boÄŸuÅŸmalarla kıyasla bu bombardımanlar“ hiç mesabesindeydi. ”Çanakkale’de ki birliklerin büyük bir kısmı Kafkas, Irak, ve Filistin cephelerine sevk edeceklerdi. Hazırlanma ve noksanlarına ikmal emri aldılar. Muzaffer birliÄŸinin alay karargahında görevliydi. Alay’ın kamyon ve otomobil lastiÄŸi ile diÄŸer bir takım malzemeye ihtiyacı vardı. Bunlar ise ancak İstanbul’dan saÄŸlanabilirdi. O devirlerde bu gibi basit mubayaalar için arttırma yapmak ilanlarda bulunmak ne adetti, ne de bunlar için kaybedilecek vakit vardı. Her ÅŸey “itimat” ile yürürdü. Muzaffer açıkgözlü ve becerikli İstanbul çocuÄŸu olduÄŸundan Karargah, gerekli malzemenin temin ve mubayaasına onu memur etti. İcab eden paranın kendisine itası içinde Erkan-ı Harbiye Riyaseti’ne hitaben yazılı bir tezkereyi eline verdiler.

            O yıllarda İstanbul’da otomobil ve kamyon nadir rastlanan vasıtalardı. Bunların lastikleri de yok denecek kadar azdı ve karaborsaydı. Muzaffer aradı, uÄŸraÅŸtı, nihayet Karaköy’de bir Yahudi de istediklerini buldu. Fiyatlar pek fahiÅŸti, ama yapacak baÅŸka bir ÅŸey de yoktu. AnlaÅŸmaya vardı. Lazım gelen parayı almak üzere Erkan-ı Harbiye’ye gitti. Elindeki tezkereyi tediye merciine havale ettiler. Muzaffer az sonra yaÅŸlı bir kaymakam Yarbay’ın huzurundadır.             Kaymakam uzatılan tezkereyi okudu. Karşısında hazırol da duran ihtiyat zabitine baktı. İsteyeceÄŸi paranın miktarını sormadan, ”Ne alınacak” dedi “Oto kamyon lastiÄŸi” cevabını verilince bir an durdu. Sonra Muzaffer’e dik dik baktı:

“bana bak oÄŸlum! Ben askerin ayağına postal sırtına kaput alacak parayı bulamıyorum. Sen otomobil lastiÄŸinden bahsediyorsun. Haydi yürü git, insanı günaha sokma para mara yok!...

            Muzaffer selamı çaktı dışarı çıktı. Harbiye Nezareti’nin (bugünkü hukuk fakültesi binası) bahçesinden dışarıya ağır ağır yürürken ne yapacağını düÅŸünüyordu. Malzemelere Alay’ın ihtiyacı vardı. Elindeki (Almanların verdiÄŸi) iki Mercedes-Benz kamyon ve iki binek arabası lastiksizdi. DiÄŸer malzemeler de mutlaka lazımdı. Kendisi bulur alır diye görevlendirilmiÅŸti. Malzemeyi bulmuÅŸtu fakat para yoktu. Eli boÅŸ dönemezdi, bir çaresini bulmak lazımdı...

            Muzaffer bunları düÅŸüne düÅŸüne Beyazıt Meydanı’na vardı birden durdu. Kendi kendine gülmüÅŸtü aradığı çareyi bulmuÅŸtu.

            DoÄŸru tüccar Yahudi’ nin yanına gitti:

            “Paranın tediye muamelesi akÅŸamüstü bitecek, ezandan sonra gelip malları alamam. gece kaldıracak yerim yok. Yarın öÄŸleden evvel vapur Çanakkale’ye kalkıyor, yetiÅŸtirmem lazım. Onun için sabah ezanında geleceÄŸim malları mutlaka hazır edin...”

            Tüccar “peki” dedi. Muzaffer tam ayrılırken ilave etti.

            “Altın para vermiyorlar kağıt para verecekler” Yahudi yine “peki” dedi. Ertesi sabah Muzaffer Merkez Kumandanlığından saÄŸladığı araba ve neferlerle ezan vakti Yahudi’nin kapısındaydı. Ortalık henüz ışıyordu. Tüccar malları hazırlamıştı. Hava gazı fenerinin yarım yamalık aydınlattığı loÅŸlukta mallar arabaya yüklendi. Muzaffer bir yüzlük kaime (yüz liralık kağıt para) verdi.           Araba dörtnal Sirkeci’ye yollandı. Malzeme ÅŸat’a oradan dubada baÄŸlı gemiye aktarıldı. Az sonra da gemi Çanakkale yolunu tutmuÅŸtu.

            Üç gün sonra Yahudi elindeki yüzlük kaimeyi bozdurmak üzere Osmanlı Bankası’na gitti. Bozmadılar zira elindeki para sahte idi.

            Muzaffer, evrak-ı nakdiyelerin basımında kullanılan kağıtın aynını Karaköy kırtasiyecilerinden tedarik etmiÅŸ bütün gece oturmuÅŸ çini mürekkebi ve boya ile gerçeÄŸinden bir bakışta ayırt edilemeyecek nefasette taklit bir para yapmıştı.      Tüccara verdiÄŸi ve yutturduÄŸu para buydu. O devrin hakiki paralarının üzerindeki yazılar arsında bir de ÅŸu ibare bulunuyordu: “Bedeli Dersaadet’te altın olarak tesviye olunacaktır” Muzaffer yaptığı taklit paradaki bu ibareyi deÄŸiÅŸtirerek ÅŸöyle yazmıştı:

            “Bedeli Çanakkale’de altın olarak tesviye olunacaktır.”

            Onun burada altın dediÄŸi Çanakkale’de MehmetçiÄŸin akıttığı, altından daha kıymetli kanı idi.

            Sahte paraya gelince...

                Yahudi tüccar bunu mesele yapmadı. Yapmak mı istemedi, yapmaktan mı çekindi bilinemez. Ancak olay bütün İstanbul’da yayıldı. Dünyada emsali olmayan ve olmayacak olan bu hadise Åžehzade Halim Efendi’nin kulağına kadar gitti. Åžehzade hemen lalasını göndererek Yahudi tüccarı buldurdu. Yüzlük taklit evrak-ı nakdiyeyi bedelini altın olarak ödeyip aldı. Çok zarif sedef kakmalı, içi kadifeli bir mücevher çekmecesine yerleÅŸtirip, İstanbul polis okulundaki emniyet müzesine hediye etti. Bu emsalsiz parça müzede ÅŸeref mevkiinde muhafaza olundu.

 

UÇAN ASKER

UÇAN ASKER

 

         Yıl 1528. MuhteÅŸem Süleyman, Alman İmparatorluÄŸunun taht merkezi viyana kapılarındadır.

         Avrupa'nın titreme, Osmanlı'nın ihtiÅŸam dönemindeyiz. Viyana çevresinde yapılan muharebelerden birinde, 5 türk askeri Almanlarca pusuya düÅŸürülüp esir alınır. Az geçince de Viyana kumandanının önüne çıkarılır. Ve sorgulama baÅŸlar:

         -"Hangi paÅŸanın askerlerisiniz?"

         -"Kaçbin Askeriniz var?"

         -"Kaç topa sahipsiniz?"
         5 esir genç tek kelime etmezler. Korkusuz, eyvallahsız, hatta umursamaz görünürler. Kumandana alay eder gibi bakmaktadırlar. Ve beklenen emir verilir.

         -"Soyun ÅŸu rezilleri!"
         5'ini de soyarlar; elleri baÄŸlıdır, iÅŸkence baÅŸlar. Demir zincirli kamçılarla bütün gün eziyet ederler 5 yiÄŸit artık kızıl kan içindedir. İşin garibi, 5'inden de en ufak bir ahlama, ohlama duyulmaz. Kumandan haykırır:

         -"Getirin çuvalları!"
         Çuvallar getirilir. Esirlerden ilkini iri çuvallardan birine koyarlar; aÄŸzını baÄŸlayıp, Viyana Kalesi'nden dibi görünmez Tuna kayalıklarına atarlar.
         4 delikanlı, bitkin fakat sessiz; harap fakat dimdik; perîÅŸan fakat metin haldedir.
         Kumandan yırtınır gibi yeniden bağırır. Aynı vakur sükûnet devam eder. Gözlerinde ne korku, ne de merhamet dileniÅŸi görülür. 2, 3 ve 4. askerlerde çuvallar içinde aynı uçuruma atılırlar. Sıra kendisine gelince 5. yiÄŸit seslenir:

         -BaÄŸlarımı çözün, konuÅŸacağım. Bir yudum da su verin!
Suyu getirirler. Mehmetçik kana kana içer. Sonra etrafındakilere haykırır:

         - Bre gafil düÅŸman!.. BoÅŸuna uÄŸraşıyorsunuz. Åžayet ölümden korksaydık buralarda iÅŸimiz neydi?

         Ve.. Az önce 4 arkadaşının parçalandığı kayalara doÄŸru ilerler ve kendini kayalıklardan aÅŸağıya doÄŸru bırakarak arkadaÅŸlarının yanına doÄŸru uçar...

 

Foruma Son Gönderilen Mesajlar-

SOSYAL BİLGİLER TV FORUMU SON MESAJLARI
KONUyazanKategoriTarih
2010-2011 Yılı Sosyal bilgiler "züm...ebubekirSOSYAL BİLGİLER ZÜMRESİ02-09-10 01:05
2010-2011 Yılı Sosyal bilgiler "zümr...ebubekirSOSYAL BİLGİLER ZÜMRESİ02-09-10 01:03
Cvp:doğu karadeniz gezisinurDOĞU KARADENİZ21-08-10 20:53
Cvp: Doğu Karadeniz gezisi TEMMUZ 2010ebubekirDOĞU KARADENİZ21-08-10 00:40
Cvp: Doğu Karadeniz gezisi TEMMUZ 2010nurDOĞU KARADENİZ19-08-10 19:35
Yeni dökümanlar...ebuDöküman15-08-10 15:03
2010-2010 Eğitim-Öğretim yılı Dök...ebuDöküman15-08-10 14:59
Cvp:TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçü...ebuÖğretmenler Odası15-08-10 14:56
Cvp:TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçü...nurÖğretmenler Odası15-08-10 13:56
Doğu Karadeniz gezisi TEMMUZ 2010ebuDOĞU KARADENİZ12-08-10 15:45

Gazeteler

 

 

Türkiyem

SosyaL Bilgiler Tv

Bağlantılar

 

e-okul Veli Bilgilendirme Sistemi Emezun
Åžehit 

Öğretmenlerimizin Anısına Haydi Kızlar Okula Eğitimle İlgili İçeriklere http://www.egitim.gov.tr Adresinden 

EriÅŸebilirsiniz
Ders Rehberim.com - Özel Ders Verenler, Özel Öğretmen ve Kurs İlanları - Eğitim Kursları ve Siteleri Popüler Siteler Sayfa.com
Link Sitesi site ekle site ekle
EÄŸitim ve Ögretim Ödev
Web Directory
Webmasterim.Com
Aslan Oyun
 
  toplist

Zirve100 Site istatistikleri
Zirve100 Sayac

 

 

İstatistik

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün817
mod_vvisit_counterDün2095
mod_vvisit_counterBu Hafta15416
mod_vvisit_counterGeçen hafta24833
mod_vvisit_counterbu ay6250
mod_vvisit_counterGeçen ay79969
mod_vvisit_countertüm179884

Anket

12 Eylül Referandumunda Seçiminiz Nedir ?

ZaMan DeÄŸerlidir



KÖŞE YAZILARI

Tüm Yazıları

ebubekirdurdu@hotmail.com

Gazete Oku



Diger Gazeteler

8.Türkçe Olimpiyat

Rehberlik

Günün Sözü

Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik yok olur gider de pislikten kurtulur kavunun karpuzun lezzetini arttırır.
Mevlana -

Hava Durumu

Hava Durumu
Üç Günlük Tahminler
Tüm Iller

Basından Seçmeler

 

Medya

 
   
 

2010 © Copright Sosyal Bilgiler Tv - Ebubekir Durdu

© TASARIM - SERKAN AKGÜN 2010

www.serkanakgun@hotmail.com